Vişne ve vişne likörü üzerine
Vişneyi ingilizce ekşi kiraz olarak adlandırmışlar. (sour cherry) Ağacı, dalı, yaprağı kiraz ağacından farklılaşsa da aslında meyvalarının görünümü neredeyse aynı, tadı dışında! Reçeli, tartları, tatlıları, likörü, suyu ile kiraza göre daha geniş kullanım alanları gösteriyor. Aşağıdaki fotoğrafta soldaki organik bir vişne, sağdaki biraz besili bir kiraz 
İsmi Giresun’la özdeşleşen Kiraz yani Cerasus gibi Latincesi de Prunus Cerasus, bu kokulu çiçekli ve meyvalı ağaçlar gülgiller (Rosaceae) ailesine ait. Anavatanı olarak, Hazar Denizi ve Kuzey Anadolu Dağları arasındaki bölgeler gösteriliyor.
Temmuz ortası ve Ağustos başı vişnenin Anadolu’da doğal yollardan üretildiği zaman. Reçellerin kaynatıldığı, kışlık meyva sularının yapıldığı, derin dorunculara vişnenin en güzelinin stoklandığı günlerdeyiz yani.
Ben de bu dönemde eski bir İstanbul geleneğine uyarak vişne likörünü yapıyorum. Yemek ve her türlü mutfak işinde maharetli sevgili babaannemin de harika bir vişne likörü vardı. O başlangıç aşamasında votka ya da kanyağı kullanır, şişeleri güneşte bekletirdi. Benim aram votka, kanyak gibi iç yakan içkilerle pek hoş olmadığı ve alkolü baştan eklenenlerde şişeleri, kavanozları patlatma noktasına geldiğim için, farklı bir yöntem izliyorum. Zaten yaptığım araştırmalara göre likör iki türlü yapılıyor; alkolü başlangıç aşamasında ekleyerek ya da alkolü sonradan ekleyerek.
Dokuzuncu Bulut isimli blogda tam aradığım tarifi bulduğum için, onu kullanıyorum. Sizin de hem bu güzel blogu keşfetmeniz, hem de tarife kaynağından ulaşmanız için linkini veriyorum. Vişne likörü zamanı – Dokuzuncubulut. Güzel bilgiler olan bir yemek tarifleri blogu.
Ben denedim, her seferinde başarılı oldu. Sadece geçen sene 10 kilo vişne ile yapmaya çalışıp ölçüyü kaçırınca, biraz bulanık ve fazla alkollenmiş bir deneyim yaşadım. Bu sefer ölçülere uydum. Aşağıda da benim kısmen yapım aşamalarımı gösteren fotoğraflar var. Yıkadıktan sonrası, malzemeler tam ise çok kolay.
Umalım herşey yolunda gitsin; likörümüz Kurban Bayramı’na yetişsin. Sonuçta bu bir kimyasal olay, sıcaklık ve koşulların uygunluğu önemli. 2 ay sonra hazır olduğunda votka ya da konyağı istediğiniz gibi ekleyebilirsiniz. Sadece likör bardaklarında tadımlık değil, daha büyükçe kadehlerde buzla da servis edebilirsiniz.
Likör deyince, önemli bir likör uzmanını da paylaşmadan geçmeyelim. Eğer yolunuz Cunda’ya düşerse, Taş Kahvenin arkasına geçin denize paralel uzanan sokaktan devam edin, solda güller ve şemsiyelerle süslü bir sokak göreceksiniz. Çoğu Cunda fotoğrafı arasında bu sokak mutlaka yer alır. Sokakta Gümüşcü Oğuz Abi’nin yanındaki, Vino Şarap Evini ziyaret edin. 
ikör insan yaşamına şifalı iksirler amacını gütmüş önceleri, belki de bir tür besin saklama kaygısıyla başlamış herşey. Anadolu’da ev likörü Rum ve Ermeniler tarafından üretilmiş, kalan çok az sayıda Rum, Ermeni evinde ya da onlarla etkileşim içerisinde olan ailelerde bu gelenek azalarak varlığını koruyor. Vino’nun sahibi Reyhan Abla, 18’ in üstünde kendine özgü ev yapımı likör çeşidi ile bu kültürü yaşatan önemli lezzet duraklarından biri olmaya devam ediyor. İsterseniz likörleri, isterseniz güzel şarapları, nefis mezelerle güllerin altında tadımlayın.

Vino Şarapevi’nde Reyhan Hanım’ın elinden likörler: karabaş otu, ıtır, kakule ve ahududu (fotoğraf: İpek Tanyaş)







