Mantar, doğa, sonbahar ve tatlar
Mantarlar şekilleri ve renkleriyle doğanın yıllardır ilgimi çeken harika parçaları. Her geçen gün onlarla ilgili bilgileri öğrendikçe şaşıyorum doğrusu. Bir yandan da dikkatli yaklaşmamız gereken bir konu. Binlerce çeşidi olduğu için bir anlık yanılgı insanı tatsız olaylara kadar götürür.
Mantarlar İngilizcede ve latince canlıların fungus diye anılıyorlar ve canlı sınıflandırmasında ana türlerden biri olarak yer alıyorlar. Dünyada binlerce çeşit mantar olduğu biliniyor. Mushroom olarak aklanırılan mantarlar ise genelde fungi’nin çiçeği ya da meyvası gibi bir kısım.
BBC Earth’te okuduğum bir makale ise beni bir hayli şaşkına çevirdi. Mantarların bitki dünyasında bir tür iletişim ağı görevi yaptığını, hatta bitkiler aleminin interneti olduğunu kanıtlarıyla anlatıyor. Bitkiler daha zayıf ve ihtiyacı bitkilere köklerindeki mantarlar – Funguslar aracılığıyla nitrojen, mineral ve hatta bağışıklık sistemlerini destekleyici bilgi ve madde gönderebiliyorlarmış. Akıllara ister istemez David Cameron’un Avatar Filmi geliyor, değil mi?
A.B.D. de yaşayan Mikolojist Paul Stamet’ın araştırmalarına göre zengin bir protein deposu olan mantarlar aynı zamanda D vitamini ve başka hayari vitamin ve mineralleri de içeriyor. Yağmur ormanlarından tundralara kadar farklı topraklarda da yetişebildikleri için hayli geniş bir coğrafyada tüketilebliyorlar. Antibakteriyel ve anti viral özellikleri ile yeni ilaçlar geliştirmek için yüksek potansiyelleri var ve toprak ve su kirliliklerin, petrol atıklarını temizleme kapasitesine sahipler. Mantarı oluşturan miseller. Miseller uygun bir ortam bulduğunda bir meyva verir gibi mantarı meydana getiriyorlar. Mantarlar özellikle doğada ağaçlar ve bitkilerde bulunan selülazı selüloza ve lignazı da lignine dönüştürerek bu maddelerin tekrar doğadaki döngüye tekrar katılmalarını sağlıyorlar. Selüloz ağaçlardaki ipliksi yapı, bu ipliksi yapıyı içinde barındıran duvarımsı yapılar ise lignaz olarak isimlendiriliyor. İstiridye mantarının miselleri, petrol ürünlerini tüketebiliyor ve içindeki hidrokarbonları hücresel karbonhidratlara dönüştürebiliyor. Petrolü, dioksinleri, sinir gazı toksinlerini dönüştürebilen örnekler de var. Mantarlar dünyayı temiz tutmak için bir alternatif olabilir.
Yıllardır mantar bulmaya, fotoğraflarını çekmeye bayılırım. Sanki doğanın bir sürprizi gibi yeşil çimenin çayırın arasından başını çıkarıverir. Barajda baharda mantar toplamaya çıkılırdı Bu işten anlayan bir iki kişi vardı. Onların peşine takılır, uzun çam kafalı mantarlar toplardık. Müthiş bir arama oyunuydu. Bulduğumuz mantarın köklerinden parçalarını da toprağa bırakırdık ki, uygun koşulları bulursa bir daha canlansın diye.
Uzun zaman sonra bir gün Tokyo’da bulduğumuz dev bir kitap -kırtasiye mağazasında – ki insanın aklını kaçırması gayet mümkün- mantarla ilgili resimlerle dolu bir kitap buldum. Ve o kocaman kitabı taşıdım geldim. Resimler muhteşem, eminim yazılar da güzeldir ama maalesef isimleri dışında Japonca
Ama ara sıra karıştırıyorum ya, o zaman beni benden alıp ormanın derinliklerine götürüyor ya beni, yetiyor bana.
Türkiye’deki mantarlar açısından oldukça zengin bir ülke. Food and Travel Dergisi Ekim ayısına göre yaklaşık 10-12 bin mantar çeşidi mevcut. Bunlardan sadece 3 in tanesinin envanteri çıkartılmış durumda, 200-350 çeşidi tüketilebiliyor ve 15 tanesinin de ekonomik değeri bulunuyor. Türkiye’de en fazla Karadeniz ve Marmara’nın yağışlı topraklarında yetişiyorlar. Kastamonu ormanları mantar çeşitliliği ve bolluğu ile ismini daha sık duyuruyor, Ekim – Kasım aylarında da Mantar Şenliği’ne ev sahipliği yapıyor.
Türkiye mantarları konusunda önemli bir isim de Türkiye’nin tek mantar bilimcisi- mikoloğu Jilber Barutçiyan. Doğadan mantar toplamak isteyenlere rehber nitelikte hazırlanmış ve ilk kez bu kadar kapsamlı bir içerikte toplanmış bilgilerle dolu Türkiye’nin Mantarları-I, 200 mantarı içerecek şekilde bir kitap yazmış Jilber Bey ve kitap 2012 de Oğlak Yayınları tarafından yayımlanmış. Ayrıca sosyal medyada mantar dostları isimli bir platform oluşturmuş, Ekim ve Kasım aylarında yağışlarla başlayan mantar sezonunda doğaya mantar toplama gezileri onun yönetiminde düzenleniyor.
Mantarlardan bahsedince trüf mantarını anmadan geçmek de olmaz sanırım. Görüntüsü bir tür patatese benzeyen siyah ya da beyaz da olabilen bu mantar Fransa’da inanılmaz değerli. Trüf yağı bile pizzanın tadını değiştirmeye yetiyor. Fiyatları açık artırmalarda bin dolarlara kadar çıkabiliyor. Türkiye’de yumru şeklindeki domalan ve keme mantarlarını da onlar kadar lezzetli olmasa da aynı sınıfta sayabiliriz. Yerin altında yumru şeklinde büyüyorlar. Fransa’da trüf bulmak için eğitimli özel köpeklerden destek alıyorlar. Anteple özdeşleşen keme mantarını ise İstanbul’da Sahan ve Çiya ‘da Mart aylarında spesiyal olarak yiyebilirsiniz.
Elbette şehirde erişebildiğimiz mantar çeşitleri çok kısıtlı. Benim hemen sayabildiğim aşağı yukarı her markette ulaşılabilir olanlar; kültür mantarı, kestane mantarı ve istridye (kayın) mantarı… Zaman zaman da shitake.
Elbette doğada yediklerimiz kadar lezzetli olabilirler mi? tartışılır. Ama yemeklerimize, böreklerimize, pizzalarımıza, çorbalarımıza tat katmaya, kimi zaman meze, kimi zaman da et yanında bir yan yemek olmaya devam ediyor.
Ben de klasik bir mantar sote tarifini yazıyorum bugün. Neyse kültür mantarı kullandığım için kendimi çok suçlu hissetmeyeceğim, doğadaki internetten bir parça harcadım diye 
Mantar pişirmenin yıllar boyunca keşfettiğim sırları var bana göre:
- Her sebze taze olmalı ama mantar gerçekten taze olmalı
- Mantarı asla suda bekletmeyin
- Fırçalayarak su altında yıkayın
- Pişirirken her zaman yüksek ısı kullanın, böylece su salmaz ve kararmaz
- Eğer aldığınız mantarlar yıkanmışsa, sıcak ve limonlu suda kısa bir süre kaynatabilirsiniz. Çok beklemiş mantarları illa kullanmanız gerekiyorsa da bu yöntem tercih edilebilir.
Mantar sote
Tüm aşamalarda yüksek ısı kullanın.Mantarları su altında fırça ya da süngerle yıkayın, kökleri çok odunsu ise kullanmayın, taze ise şapkaları ile birlikte doğrayın. Mantarlar küçükse dörde bölmeyi, büyükse ince doğramayı düşünebilirsiniz. Çoğunluğa göre tek bir doğrama tarzını seçmekte fayda var. Ben mantarları doğramadan suda bırakmıyorum, su çekerek tatlarını yitirdiklerini düşünüyorum.
Bu arada yabani mantarlar her ne kadar kulağa cazip geliyorsa da, siz siz olun bilmediğiniz mantarları denemeyin
MALZEMELER:
- Zeytinyağı –
- Sarımsak – 4-5 diş
- Kuru Soğan – 1 orta
- Pırasa (isteğe bağlı) – 1 adet
- Sivri Biber (isteğe bağlı) – 2-3 adet
- Kültür Mantarı / kestane mantarı – 400-500 gr
- Tuz, karabiber –
- Şarap (beyaz ya da kırmızı) – 1 çay bardağı
- Maydonoz/ yeşil soğan/ nane (isteğe bağlı)
- YAPILIŞI:
- Zeytinyağını tavada hafif kızdırın
- Sarmısakları ince ince doğrayıp yağda çevirin
- Kare kare doğranmış soğanlarınızı ekleyin, Soğan yerine pırasanın beyaz kısımlarını da kullanabilirsiniz, kendisi soğangillerden olur J
- Soğanlar şeffaflaşırken ince doğradığınız biberlerinizi ekleyin
- Mantarları ekleyin, bu aşamada önemli olan mantarların su salmaması, ya da mümkün olduğunca az su salması
- Tuz ve karabiberi ekleyin
- Mantarlar hafif kızarma aşamasına gelince şarabı ekleyin, eğer şarabınız yoksa bir yemek kaşığı sirke de koyabilirsiniz.
- Suyunu çekince içine ince kıydığınız maydonoz, nane ve yeşil soğanın özellikle yeşil kısımlarını ekleyebilirsiniz.
- Biri ya da hepsi, damak tadınıza göre.
- Yeşillikler ölmemeli, taze kalmalı Karıştırıp servis yapın.





![IMG_8421[1]](http://joyofearth.com/wp-content/uploads/2014/11/IMG_84211-e1416867764744-300x300.jpg)



Comments:
Çok faydalı bir yazı olmuş elinize sağlık….
çok teşekkürler
I might be beantig a dead horse, but thank you for posting this!
dear lacey,
the horse is awakening, hopefully
A praicootvve insight! Just what we need!
Nağme cim ellerine sağlık.
teşekkür ederim çilerciğim
yemeklerı yaglı bı pletes hocası ve işletmesı bırlıkte yapıyorlar boyle sacmabır yer hayatımda gormedım temızlıgı kalanlara yaptırıyorlar eger yapmazsan yemek yok herkezın 3-4 saat yurumekten agakları su toplamıs temızlık kesınlıkle yok hıjyen yok bır tane sertıfıkalı ınsan yok telefon cekmıyor odalarda buz dolabı yok bı fon makınası bıle calıstıramıyorsunuz
sıtede okuduklarınızın 100- 99 yalan dolan
ınternet reklamından baska hıc bır sey yok kesınlıkle soylenenler vaat edılenler hepsı yalan zaten sozlesmelerını ıyce okuyunca anlarsınız saglık bakanlıgılı onayıda yok şirket dıye ruhsatları var …. doktoru hemsıresı temızlıkcısı hocaları dıyetısyenı hıc bırseyı yok.tek dogru soyledıklerı özgur hoca ıle yuruyus …. öburlerıne sakın ınanmayın paranızı bastan alıyorlar ve vermıyorlar
Merhaba,
yaşadığınız deneyim için çok üzüldüm. Biz Darıdere de kendi olanaklarımızla çadırda konakladık.
Yorumunuzu siteye ekliyorum ki söz konusu tesiste konaklama olanaklarını kullanıp sizin gibi zor durumda kalınmasın. İyiyi ve kötüyü bilgi olarak paylaşacağız ki bu tip yerler de iş sahibi olmanın, müşterinin önemini anlasınlar
iyi günler dilerim
Merhaba ben frig evinden gürcan beyin eşi.yorumlar ve fotoğraflar için teşekkürler.
Tekrar bekleriz frig evine.
http://www.frigevi.com
Gecen sene Mart ayinda Bodrum a gitmistik ve orada yengem cok lezzetli kuzu etli yapmisti. Nohut da eklemisti. Cok guzel olmustu. Tarifini yazmamistim. Nagme cim, senin tarifle yapacagim, cok tesekkurler. Bakalim Istanbul da bulacak miyiz?
İstanbul’da bir ot pazarı olsa ne hoş olur. GErçekten çok lezzetliler
Aklıma hemen gelenler;
organik pazarlar ?
ya da Kanyonda Cuma günü kurulan Datça Murat Bey Çiftliği pazarı ; arkadaşlarım oradan ısırgan bulmuşlardı
bir de Okmeydanında bir Kastamonu pazarı var diyorlar ama ben henüz oralara ulaşamadım
Ben bulursam size de alayım / getireyim
sevgiler
ELİNE SAĞLIK
muhteşem bir tarif
sabah oğlum efe ve arkadaşına yaptım, akşamüstü de kendime keyif için:)
diğer tarifleri denemek için sabırsızlanıyorum.
sevgiler
bu da guzellllll elinize saglik
guzellll fikirrrrr
Baharda Edirne’ye gelmeden dupnisa mağralarınıda gezi listene alabilirsin Nağmeciğim
sevgiler.
Geçen yıl bir İğneada gezisi yapmıştık, çok istemiştik
1 mayıstı, ama galiba yarasaların üreme dönemi falan olunca gezilemiyormuş
biz de gezememiştik
bir araştırayım
Bu cup cakeleri tatma şerefine eriştik. Çok şanslıyız müthişti
Emeği ve bizimle paylaşımı için yazarımıza teşekkür ederiz :))
yazılarını beğeni ile takip ediyoruz.milu’dan bahsetmemişsin
Teşekkürler. Sevimli Milu’ya ayrı bir yazı ayırmamız gerekecek.